Şarkılara Konu Olan Mekanların İlginç Öyküleri

YAŞA23 Eylül 2016

Onlar sadece şarkılarda konum bildiren hayali yerler gibi hafızalarımızda yer etti ama hepsinin de kendine has bir öyküsü var. Agora Meyhanesi, Belen Kahvesi, Aynalı Çarşı… Hadi başlıyoruz!

Burada Yaşanır Aşkların En Şahanesi

Hâlâ çilingir sofralarının vazgeçilmez mezesidir Agora Meyhanesi şarkısı… Hangisinin diğerini meşhur ettiğiyse tam bir tesadüfler zinciri. İstanbul Balat’taki uzun yıllar atıl kalan Agora Meyhanesi ile başlayalım önce. 1890 yılında Rum Kaptan Asteri’nin açtığı meyhane, adını Rumca meydan anlamına gelen agora’dan alır. Babadan oğula, sonra toruna devredilen işletme, 2000 yılında gazeteci yazar Ersin Kalkan’a satılır. 2006’da başlayıp o bölgenin yenileme alanı ilan edilmesiyle yedi yıllık dava sürecine giren restorasyon, nihayet 2014’te tamamlanır ve meyhane yeniden açılır. “Eee tesadüf bunun neresinde?” diyeceksiniz... Şimdi 1959 yılına dönelim. O yıllarda henüz öğrenci olan doktor Onur Şenli, çektiği aşk acısını İzmir’in salaş meyhaneleriyle ünlü Agora’da mısralara döker. “Gece, Şarap ve Aşk” başlıklı şiirini fakültenin dergisine gönderir ama yayınlanmadan önce bir yerel gazetenin editörü şiiri görüp başlığı değiştirir ve yayınlar: Agora Meyhanesi. Ardından İsmet Nedim Saatçi’nin bestelediği şarkı deyim yerindeyse patlar. Zeki Müren, Müzeyyen Senar başta olmak üzere söylemeyen kalmaz ve haliyle meyhane de popüler olur, filmler bile orada çekilmeye başlar. Asıl ilham perisi Agora da bu şöhretin ekmeğini yemiş midir bilemeyiz ama bu durumda yüzlerce kişi yanlış Agora’ya gitmiş belli ki. Şarkıyı dinlemek için tıklayın. (https://www.youtube.com/watch?v=5GHW4hvEzd4

Çıktım Belen Kahvesi’ne

Aslen bir ağıt olan Ormancı türküsünün doğuşu, Muğla’nın Çaybükü köyündeki Belen Kahvesi’nde malum çılgın ormancının gerçek hikayesiyle başlar. Bu arada yöre halkının yerleşim alanındaki küçük tepelere belen dediğini de belirtelim. Tarihler 7 Temmuz 1946’yı gösterdiğinde yakın civardaki ormanlarda bir yangın çıkar. Yangın kontrol altına alındıktan sonra ormancı Mehmet İn, o sıra Belen Kahvesi’nde dama oynayan muhtar Tevfik Cezayir’e gelip tuttuğu zaptı imzalatmak ister. Oyunun en heyecanlı yerinde olan muhtar geçiştirmeye kalkınca, ormancı o sinirle masayı devirir. Muhtarın arkadaşı Mustafa taşları yerine koyar ama ormancı bir kez daha devirir ve aralarında kavga başlar. Ormancının Mustafa’yı bıçaklamasından sonra film kopar, Mustafa silahını çıkarır. Yanlışlıkla muhtarı vurduktan sonra kaçan ormancıyı da yaralar ama muhtar da hayatını kaybeder. Bu olaydan sonra Pisili Kemancı Tahir Ormancı türküsünü besteler, Milaslı sanatçı Nazmi Yükselen de TRT arşivine girmesini sağlar. O gün bu gündür Belen Kahvesi’nde dama oynamak geleneğe dönüşür ve kahve oldukça sapa bir yerde olmasına rağmen turist kafilelerini ağırlar. Şarkıyı dinlemek için tıklayın. (https://www.youtube.com/watch?v=a7K73ZfDVIk )

Ben Bir Ceviz Ağacıyım…

Cem Karaca’nın muhteşem yorumuyla müzik dimağımızda ayrı bir yere sahip bu şarkı, malumunuz bir Nazım Hikmet şiiri. Hikayesininse Nazım Hikmet’in kaçak yaşadığı zamanlarda bizzat yaşadığı bir olaydan ileri geldiği biliniyor. Sevgilisiyle buluşmak için Gülhane Parkı’ndaki ceviz ağacının altında bekleyeceği haberini, güvendiği bir arkadaşıyla iletir şair. Ama arkadaşı bu bilgiyi polise de haber vermeyi ihmal etmez. Buluşma noktasındayken polislerin geldiğini gören Nazım Hikmet, çareyi ağaca çıkmakta bulur. Tabii ne polisler ne de sevgilisi bulamaz onu. Ağacın tepesinde bir manzaraya bir aşağıdaki kargaşaya bakan şair sıralar dizeleri:

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında

Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında....

Şarkıyı dinlemek için tıklayın. (https://www.youtube.com/watch?v=07v_jNr2OVY)

Aynalı Çarşı’nın Direnişi


Asıl adı Hallio Çarşısı olan Aynalı Çarşı’yı Çanakkale türküsünden biliyoruz. 1890’da II. Abdülhamid'in saltanatının 14. yılı için Musevi cemaatinin ileri gelenlerinden Eliyau Hallio tarafından yaptırılan çarşı, Gelibolu Savaşı’nda bombalanarak tahrip olur. 1918’de İngilizlerin işgali sonrası üç yıl boyunca ahır olarak kullanılsa da her şeye rağmen direnir. İşgalden sonra da yıkıntı halinde bırakılan çarşıya peyderpey dükkanlar yapılır. 1967’ye kadar bir şekilde ayakta kalan çarşı nihayet restore edilip bugünkü halini alır. Öte yandan aslında Kastamonu yöresine ait türkünün Çanakkale Savaşı’nı anlattığı bilinir. Ancak yakın zamanda gün yüzüne çıkan 19 Eylül 1914’te yazılmış (savaştan önce) bir mektup, türkünün miladıyla ilgili kafaları karıştırır. Mektubun sahibi “Çanakkale Şanlı Tarihine Bir Bakış” adlı kitabın yazarı Emrullah Nutku'nun kardeşi Seyfullah. Çanakkale’de lise öğrencisi olan Seyfullah mektupta annesine şunları söyler: “Kısa zaman önce sokaklardan askerler geçmeye başladı. ‘Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, Anne ben gidiyom düşmana karşı’ türküsünü söyleyerek yürüyorlar. Kimileri at sırtında kimileri develerle yol alıyorlar.” Şarkıyı dinlemek için tıklayın. (https://www.youtube.com/watch?v=6FkSafA2dpA)

Çiçek Pazarı’ndan Sarı Laleler


“Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan. Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından…” Mazhar Alanson’un bu şarkı sözlerine giren çiçek pazarı, Amsterdam’da yer alıyor. Dünyanın tek yüzen pazarı olarak adlandırılan Blumenmarkt, Singel kanalı üzerinde yer alıyor. Laleler başta olmak üzere pek çok çiçeğin, soğanının ve tohumunun satıldığı bu pazar, şehrin görülmesi gereken yerlerinden biri. Bu kadar anlatmışken şarkının yazılma hikayesini de söyleyelim: Mazhar Alanson bu şarkıyı aralarının limoni olduğu bir dönemde Biricik Suden’e yazmış, gerçekten sabahın erken saatinde çiçek pazarına gidip sarı lalelerle odasını donatmış... Şarkıyı dinlemek için tıklayın. (https://www.youtube.com/watch?v=Yo38MzxlW1s)

YORUM YAP

CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.