İstanbul Tarihini Yaşamak İsteyenlere Özel Gezi Rotası

YAŞA28 Ağustos 2016

İstanbul Tarihini Başından Sonuna Yaşamak İsteyenlere Özel Gezi Rotası

İstanbulluların günlük koşuşturmacanın içinde fark etmediği bir gerçek var, arada hatırlamak lazım: üzerinde yaşadığımız şehir, tam 300 bin yıldır birilerine ev sahipliği yapmış bir toprak parçası! Kentleşme tarihiyse 3 bin yıl öncesine uzanıyor. Şöyle bir kafamızı uzatsak, sağımız solumuz tarihi eser, birbirinden farklı pek çok medeniyetin izi var. Peki, kronolojik olarak bu dönemleri şöyle bir seyretmek istesek, her dönemin havasını ucundan koklayalım desek, bu şehirde nasıl bir rota izlemek gerekir? Buyrunuz anlatalım.

Kadıköy’ü adımlayalım: Tarih öncesi dönem (MÖ 3000-MÖ 667)

Haliyle, bu dönemden kalan bir eser bulunmuyor İstanbul’da. Ancak bu dönemde şehre gelen ilk yerleşimcilerin o zaman Khalkedon dedikleri Kadıköy’e yerleştiklerini belirtelim. Kadıköy sokaklarında yürüyüp o dönemi hayal etmeyi deneyebilirsiniz. Fikirtepe’de bu döneme ait bir höyük bulunmuştu zamanında, ancak maalesef yapılaşmayla beraber yok oldu. İlla bu döneme ait bir şey görmek isterseniz – İstanbul’a çok sonradan Bizans döneminde getirilen ancak aslen MÖ 14. yüzyılda Mısır’da yapılan, Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş’ı öneririz.

Sarayburnu’na uzanalım: Antik Yunan Şehri Byzantion dönemi (MÖ 667-MÖ 196)

Ünlü Bizans imparatorluğu ile karıştırılmasın, Byzantion, o dönemdeki ilk yerleşime verilen ad. Tarihçilerin daha sonra Doğu Roma İmparatorluğu’na verdikleri ad da buradan geliyor. Byzantion bir Antik Yunan şehir devletiydi.  Bu dönemde basit bir kasaba görünümde olan yerleşimden geriye kalan bir eser bulunmuyor. Yerleşimin ağırlıklı olarak bugünkü Sarayburnu civarında olduğunu düşünecek olursak, Sarayburnu’nun dar sokaklarında gezinip ardından burundan denize bakıp o dönemi gözünüzde canlandırmanızı önerebiliriz.

Cağaloğlu’na tırmanış: Roma şehri Byzantion ve Roma dönemi (MÖ 196-MS 330)

Şehrin Roma İmparatorluğu tarafından fethedilmesiyle beraber, İstanbul’un ihtişamlı dönemlerinin başlamaya yaklaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dönemin ünlü imparatoru Septimius Severus, bu dönemde şehirde pek çok yapı inşa ettirmiştir. Bunlardan en önemlisi Roma’daki ünlü Circus Maximus’un birebir kopyası olan Hipodrom’dur. Ancak bugün Sultanahmet’te bulunan hipodromun mevcut kalıntıları daha sonradan Konstantin tarafından yenilenen haline tekabül ettiği için, bu döneme dair önerimiz daha marjinal olacak: Cağaloğlu Anadolu Lisesi! Şaşıracaksınız belki ama, okulun ön cephesinde bulunan duvarların, Septimius Severus’un inşa ettiği şehir duvarlarının bir kısmını barındırdığı düşünülüyor. Gidip okula ön cephesinden bir bakın, hayal edin.

Sultanahmet’e artık uzanmak lazım: Bizans İmparatorluğu dönemi (330-1453)

Roma İmparatorluğu’nun Doğu & Batı diye ayrılmasından hemen evvel, şehre yeni adını da kendi adından yola çıkarak verecek olan I. Konstantin şehri yeniden inşa etmeye başladı. Bu 1000 yıllık dönemde şehirde en çok yapı bırakan iki imparator Konstantin ve ünlü Jüstinyen olmuştur. Aya Sofya, Hipodrom, Aya İrini gibi klasikler malum ama bizim önerimiz daha farklı olacak: Belki Sultanahmet’te gezinirken çok kere önünden geçip fark etmediğiniz Milyon Taşı. Şehir inşa edilirken seçilen bir noktaya küçük bir yapı inşa edildi, bu yapı şehrin merkezi kabul edildi ve tüm mesafeler bu taşa göre hesaplandı. Şu anda sadece tek bir duvarının tek bir taşı ayakta, ama gidip görebilir, kendinizi dünyanın merkezine hissedebilirsiniz.

Soğukçeşme Sokağı’nda Osmanlı’da yaşadaığımızı hayal edelim: Osmanlı İmparatorluğu dönemi (1453-1922)

Malumunuz, 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in şehri fethetmesiyle ihtişamlı Osmanlı dönemi başladı. Bu dönemde inşa edilen yapıların pek çoğu hala dimdik ayakta ve her yıl yüzbinlerce turisti ağırlıyor. Saymaya lüzum bile yok ama sayalım, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Sultanahmet Camii, Yeni Cami, Çemberlitaş Hamamı ve daha niceleri… Bizim bu dönem için önerimiz ise Soğukçeşme Sokağı olacak. Sultanahmet’te Milyon Taşı’nı gördükten sonra hafifçe aşağıya, Gülhane Parkı’na doğru inip, Soğukçeşme Sokağı’na dalın ve tipik bir Osmanlı sokağı’nda bulunmanın / yaşamanın nasıl olduğunu hissedin. Sokak tamamiyle restore edildi ve içinde pek çok küçük pansiyon ve restoran barındırıyor.

Florya’da deniz havası alıp günü bitirelim: Türkiye Cumhuriyeti dönemi (1923-)

I. Dünya Savaşı ve ardından gelen Kurtuluş Savaşı’yla beraber, günümüze, Cumhuriyet Dönemi’ne geliyoruz. Bu dönemde İstanbul’da yapılaşma daha çok pratik ihtiyaçlara göre şekillendiği için, maalesef bu dönemde çok ihtişamlı bir yapı inşa edildiğini söylemek zor olsa da, önerimiz dönemin en ilginç yapılarından olan Florya’daki Atatürk Deniz Köşkü olacak. 1935 yılında tamamen deniz üzerine inşa edilen, kıyıdan 70 metre uzakta bulunan bu yapıyı görmenizi öneririz.

Bu sayede İstanbul’un uzun tarihinin her bir spesifik döneminden bir temel yapıyı görmüş olarak gününüzü sonlandıralım, hızlandırılmış sembolik turunuzu tamamlayabilirsiniz!

YORUM YAP

CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.